Türk Rönesansı
Türk Rönesansı, Türkçe düşünmenin, üretmenin ve tartışmanın hem köklerine hem de uzay çağına aynı anda bakan bir zemin. Cumhuriyet’in seküler, demokratik ve eşitlikçi mirasından güç alırken, bugünün genç kuşağını yüzü yalnızca geçmişe dönük bir nostaljiye değil, geleceği birlikte inşa etmeye çağırıyoruz. Bizim için kültür; müzeye kaldırılmış bir hatıra değil, her gün yeniden yazılan, yeniden üretilen yaşayan bir kuvvet.


Köklerden Uzaya Uzanan Kültürel Yolculuk
Türk Rönesansı, Orta Asya’dan Cumhuriyet’e uzanan kültürel birikimi, demokrasi, bilim ve sanat ekseninde yeniden okuyan bağımsız bir platformdur; geçmişten ilham alıp uzay çağına yüzü dönük yeni hikâyeler kurar.
Ekİbİmİz

ŞEYMA ÖNDER
KURUCU SANATÇI
Kurucu sanatçı ve editör olarak; psikoloji, sanat ve kültürel çalışmalar alanındaki birikimimi, Türkçe düşünmenin ve üretmenin imkânlarını genişletmek için kullanıyorum. Akademiyle gündelik hayat, arşivle bugünün gençleri, kültürel hafızayla gelecek arasında köprü kuran sanat eserleri, metinler ve projeler üretmeye çalışıyorum.
Türk Rönesansı’ndaki amacım; köklere gömülmeden kök salan, geçmişi kutsallaştırmadan ondan öğrenen ve kültürel mirası çağdaş yaşamın içinde yeniden yorumlayan bir düşünce ve sanat dili geliştirmek. Seküler, demokratik ve özgürlükçü bir zeminde; dini ve manevi kültürel mirasa saygılı, farklı inanç ve yaşam biçimleriyle barışık, eleştirel düşünceyi ve bireysel özgürlüğü savunan bir yaklaşımı benimsiyorum.
Sanatın yalnızca seçkin çevrelerin değil herkesin hayatına girmesini; kültürün yalnızca korunmasını değil, yeni kuşakların düşüncesi ve üretimiyle yeniden çoğalmasını istiyorum. Türk Rönesansı’nı geçmişe dönük bir nostalji değil, köklerinden güç alarak daha özgür, üretken, adil ve yaratıcı bir gelecek kurma çağrısı olarak görüyorum.

TÜRK HALKI
KÜLTÜREL DANIŞMAN
Türk halkı; kültürel hafızası, deneyimleri, fikirleri ve geri bildirimleriyle Türk Rönesansı’na ilham veriyor. Sanat eserlerini sahiplenerek sanatın demokratikleşmesine katkıda bulunuyor; kültürün yalnızca müzelerde değil, evlerde ve gündelik yaşamda da yer bulmasını sağlıyor. Böylece yalnızca bir eser satın almıyor; kendi estetik dünyasını, kültürel bağını ve sanatla kurduğu ilişkiyi de zenginleştiriyor.
Köklerden Güç Alan Gelecek Manİfestosu
Türk Rönesansı Manifestosu
Türk Rönesansı, geçmişe dönme çağrısı değil; köklerinden güç alarak geleceği kurma iradesidir.
Biz kültürü, vitrinde saklanacak eski bir eşya olarak görmüyoruz. Kültür; konuştuğumuz dilde, okuduğumuz kitapta, yaptığımız sanatta, kurduğumuz sofrada, birbirimize davranışımızda, adalet anlayışımızda ve geleceğe dair hayallerimizde yaşamaya devam eder.
Bu nedenle Türk Rönesansı’nın amacı geçmişi kutsamak değil; geçmişten öğrenmek, hatırlanmaya değer olanı bugünün aklıyla yeniden yorumlamak ve gelecek kuşaklara yeni bir üretim alanı açmaktır.
Türk kültürünü sevmeyi başka kültürlerden üstün olmakla karıştırmıyoruz. Kendi köklerini bilmenin, dünyaya daha güvenli ve açık bakabilmenin yollarından biri olduğuna inanıyoruz. Irkçılığı, ayrımcılığı ve insanları kökenlerine göre üstün ya da aşağı gören her anlayışı reddediyoruz.
Türk Rönesansı; Atatürk’ün akla, bilime, eğitime, sanata, bağımsız düşünceye ve çağdaşlaşmaya verdiği değeri kendi kültürel pusulasının temel taşlarından biri kabul eder. Cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği, hukukun üstünlüğünü, kadın-erkek eşitliğini ve bireysel özgürlükleri vazgeçilmez değerler olarak görür.
Akıl, bİlİm ve eleştİrel düşünce
Bilgiyi söylentiden, tarihi efsaneden, bilimi spiritüel açıklamalardan ayırmayı önemsiyoruz.
Geçmişimizi romantikleştirilmiş mistik hikâyelerle değil; tarih, sanat, edebiyat, bilim, dil, arkeoloji ve kültürel hafıza aracılığıyla anlamaya çalışıyoruz.
Bir fikrin eski olması onu doğru yapmadığı gibi, yeni olması da onu kendiliğinden değerli kılmaz. Sormayı, araştırmayı, kanıt aramayı ve gerektiğinde kendi düşüncemizi değiştirebilmeyi bir erdem olarak görüyoruz.
Laİklik, İnanç ve vİcdan özgürlüğü
Türk Rönesansı sekülerdir; fakat din düşmanı değildir.
İnsanların inanma, inanmama ve inancını kendi vicdanında yaşama özgürlüğünü savunur. Dini değerlerin siyasal veya toplumsal baskı aracına dönüştürülmesine karşı olduğu kadar, insanların inançlarının küçümsenmesine de karşıdır.
Kendi kültürümüzde yer etmiş adalet, kul hakkı, merhamet, nefs terbiyesi, dürüstlük, ölçülülük ve insan sevgisi gibi ahlaki mirasları bugünün demokratik ve özgürlükçü dünyasıyla birlikte düşünmenin mümkün olduğuna inanıyoruz.
Yunus Emre’nin sevgisini de, düşünürlerimizin akıl arayışını da, Cumhuriyet’in özgür yurttaş fikrini de aynı kültürel hafızanın içinde okuyabiliriz.
Hiçbir insanın aklını ve vicdanını siyasi, dini, ezoterik veya kapalı bir yapıya teslim etmesini idealize etmiyoruz. Bireyin düşünme ve karar verme özgürlüğünü esas alıyoruz.
Kadınların özgürlüğü ve eşİtlİk
Bir toplum kadınları özgür değilse gerçekten özgürleşmiş sayılamaz.
Kadının eğitimde, sanatta, bilimde, iş yaşamında, kamusal alanda ve özel yaşamında eşit bir birey olarak var olmasını savunuyoruz. Kadını namus, itaat, fedakârlık veya başkalarının beklentileri üzerinden tanımlayan anlayışları reddediyoruz.
Kadın ve erkek için farklı ahlak ölçüleri kurulmasını değil, aynı etik sorumluluğun herkese uygulanmasınısavunuyoruz.
Özgürlüğün cinsiyeti olmadığına inanıyoruz.
Sanat herkes İçİndİr
Sanatı yalnızca müzelerde, galerilerde veya yüksek gelirli insanların evlerinde görmek istemiyoruz.
Herkes sanatla yaşayabilir. Herkes sanat koleksiyoneri olabilir.
Türk Rönesansı Sanat Koleksiyoneri fikri bu nedenle doğdu.
Bir yağlıboya tabloya ulaşamayan insanın bir sanat kartpostalına ulaşabilmesini; genç bir öğrencinin odasına bir eser asabilmesini; bir kitabın arasından sanat çıkmasını; kültürel hafızanın evlerin duvarlarına, masalarına ve kitaplıklarına geri dönmesini istiyoruz.
Sanatı demokratikleştirmek, sanatın değerini azaltmak değildir.
Tam tersine, sanatı yeniden hayatın içine sokmaktır.
Üretmek bİr yaşam tavrıdır
Türk Rönesansı yalnızca izlemeyi değil üretmeyi teşvik eder.
Resim yapmak, yazmak, kitap okumak, dikmek, onarmak, dönüştürmek, araştırmak, yeni bir fikir geliştirmek, bir zanaatı öğrenmek…
Tüketici olmaktan önce üretici olabilmenin insanın kendi hayatıyla kurduğu ilişkiyi değiştirdiğine inanıyoruz.
Kusursuzluğu değil; merakı, emeği ve gelişmeyi önemsiyoruz.
Toplumsal sorumluluk
Kültürü yalnızca güzel şeyleri konuşmak olarak görmüyoruz.
Adaletsizlik, şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, emek sömürüsü, işçi güvenliği, yoksulluk, çevre tahribatı ve toplumsal eşitsizlikler de içinde yaşadığımız kültürün meseleleridir.
Başkasının acısına tamamen kayıtsız kalan bir bireyselliğin özgürlük olmadığını düşünüyoruz.
Özgür birey aynı zamanda vicdan sahibi yurttaştır.
Şiddeti, terörü ve sivilleri hedef alan her türlü saldırıyı reddediyor; insanların kimlikleri ne olursa olsun güven içinde yaşayabileceği bir dünya barışını savunuyoruz.
Doğaya karşı sorumluluk
Rönesans yalnızca insanın kendisini geliştirmesi değildir; yaşadığı dünyayla kurduğu ilişkiyi de yeniden düşünmesidir.
Sanat üretirken, tüketirken ve gündelik hayatımızı sürdürürken doğaya bıraktığımız izi önemseriz.
Çevre duyarlılığını bir kimlik gösterisine değil, gündelik hayatta uygulanabilecek somut sorumluluklaradönüştürmeye çalışırız.
Daha az israf etmek, yeniden kullanmak, onarmak ve uzun ömürlü üretmek bizim için estetik olduğu kadar etik bir meseledir.
Köklerden geleceğe
Türk Rönesansı’nın yüzü geçmişe değil geleceğe dönüktür.
Orta Asya’dan Anadolu’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’ten bugüne uzanan kültürel birikimi; çağdaş sanat, psikoloji, teknoloji, yapay zekâ, uzay araştırmaları, bilim, çevre ve yeni kuşakların dünyasıyla birlikte düşünmek istiyoruz.
Çünkü kültürü korumanın en iyi yolu onu dondurmak değil, üretmeye devam etmektir.
Yeni şiirler yazılmalı.
Yeni romanlar okunmalı.
Yeni resimler yapılmalı.
Yeni fikirler tartışılmalı.
Eski bilgeler yeniden okunmalı.
Yeni bilgeler yetişmeli.
Türk Rönesansı bize tek tip bir insan modeli sunmaz.
Aynı düşünmek zorunda değiliz.
Ama akıl, vicdan, özgürlük, adalet, kültürel aidiyet, sanat ve üretim etrafında birbirimizi bulabiliriz.
Geçmişimizi bilelim.
Onun içinde kaybolmayalım.
Dünyayı tanıyalım.
Kendimiz olmaktan vazgeçmeyelim.
Sanatı hayatımıza alalım.
Okuyalım. Soralım. Üretelim.
Köklerden güç al.
Düşün. Üret.
Geleceği birlikte inşa edelim.


